1 Ocak 2015 Perşembe

Kırmızı Yama

Hep, hiç yaşamamış gibi özlüyorum bayım
"yaşamak kimdir bilmiyorum"
Tozlu bir asfaltta söylemişti Sait Abi
ben yine susmuştum, kaburgalarım da öyle.
eski, kırmızı bir yama parçası gibi susmuştum.

Pantolonum yırtık, sütyen kopçam kırık
dostum düşmanım aynı: Küflü çuvaldızlar.
ben diyorum bayım
Kazancı Yokuşu'nu az önce çıkmış gibiyim yıllardır.
nefes nefese
tıkanık
eski kırmızı yamaya gözüm ilişiyor parlak vitrinlerde
nefessiz
soluk
sönük

Kızıl saçlı kadınlar eksik olur hep.
birinin elini tutmuş caddeler boyu yürümüştüm.
hani kuru dudaklı yazları,
muzip gülüşlü.

Zaman diyorum bayım
artarak birikiyor eteklerimde
güvercin göğüslü çocuklar düşüyor aklıma
rüyalarıma giriyor
ürküyorum. 

tozlu taşlı yollarda traktör gürültülü çocukluk yıllarım düşüyor aklıma
yakıyor boğazımı.
Sen Cinni Fadime,
sen Nişantaşı Aysun.
ikisinin de ortak noktası: memeleri
onlarla büyüttülerdi göğsü güvercin çocukları
ben ise Kazancı yokuşu yorgunluğundayım milatlardır.
Kendimi yamıyorum durmadan yaşamıma
Eski kırmızı bir yama gibi.
sonra kıpkırmızı yeni bir elbise sanırsın
askıya asıyorlar beni.

Ses etmiyor,
Eskiyorum yırtılmaya.

Zıt

Eksi ve artı. Birlikte var olmak için başka hiç bir şeye ihtiyaç duymayan ikili. Zıt olan, yani 'her şey' kendini zıttı ile var ediyor. İşte bu yüzden, milyonlarca soru işareti yaratan bir evrenin aslında basit bir cevabı olduğunu düşünüyorum bazen. Ve bu olağan üstü basitlik beni ürkütüyor.